Doğuda bir yokülke var mı?
Eylül 17, 2006 7:22 am (Terra nova)
“Doğu Toplumları ve Ütopya” adlı makaleden kısa bir alıntı sunuyorum. Demir Küçükaydın yazmış. Yazının tamamını almak isterdim buraya. Şuradan okuyabilirsiniz. Yorumlarınızı beklerim.
“Bir gelecek düşüncesi, bütün toplumlarda ve her zaman olmamıştır. Örneğin batı Ortaçağında insanlar, büyük ölçüde zamanın sonunda yaşadıklarını düşünüyorlar ve sürekli kıyamet bekliyorlardı. Böyle bir zaman tasavvurunun olduğu bir dönemde ütopyalar var olsa bile, bunlar ile gelecek arasında zorunlu bir bağ olması bir yana bunlar birlikte bile düşünülemez.
Ama geleceğin şimdiden ve geçmişten farklı olduğu ve olacağı düşüncesi de son derece yenidir. Bu doğrusal, geçmişten gelip geleceğe giden zaman tasavvuru, kapitalizm ve aydınlanmayla birlikte gelişip zihinlerde egemenliğin kurmuştur. Ondan önceleri, zaman doğrusal değil, dairesel, değişen değil, tekrarlayan; akan değil, dönen bir zamandı.
İnsanlar doğup, büyüyor ölüyorlardı; doğada hep aynı mevsimler tekrarlanıyordu. İnsanlar gibi medeniyetler ve devletler de kuruluyor, gelişiyor, olgunluğa eriyor, çürüyor ve yıkılıyorlardı. Hasılı devran dönüyordu. Dolayısıyla geleceğin geçmişteki geleceklerden daha farklı bir gelecek olabileceği yönünde bir tasavvur da bulunmuyordu.
Geleceğin farklı olacağı tasavvuru bütünüyle kapitalist geniş yeniden üretim yordamına, ve ona bağlı olarak ortaya çıkan, doğrusal ve değişken bir zaman tasavvuruna bağlıdır.
Dolayısıyla tıpkı Doğu kavramı gibi ütopya kavramının kendisi de, en azından bugünkü yaygın kullanımlarında Burjuva Uygarlığına ait kavramlardır. Her ikisi de burjuva uygarlığı ile birlikte ortaya çıkmışlardır.”
fatih demir demiş ki,
Eylül 17, 2006 5:48 pm
Aslinda gelecegi dusunmeyen , kiyamet cagini yasadigina inanan bir ortacag toplumu kavrami da bana utopik geldi.
Ben utopya kavramini zihnimde canlandirirken hep baska zaman ve ulkelerin yapilarini kafamda sekillendirmeye calistim. More’un utopyasini Osmanli icin yazdigi soylenir. Marx’in orta cag oncesi bazi kabile yasamlarina…
Turkiye icin utopya Avrupa Birligi’dir.. Ama Erken Islam’in “gul devri”ni, yada Osmanli’nin Muhtesem Suleymanini da utopya olarak gorenler vardir… Avrupa ulkeleri Amerikaya yada kendi iclerindeki bir baska ulkeyi, baska bir zamani utopya olarak gorebilirler…
Ben boyle dusunuyorum… Yani yazarin donen curuyen yikilan yukselen zamani devam ediyor…
metin-thePoor demiş ki,
Eylül 17, 2006 6:10 pm
Fatih Bey,
Teşekkür ederim yorumunuz için. Bu blogda yorumlara birebir cevap vermek yerine, o yorumlardan da hareketle yeni yazılara yelken açmayı planlıyorum.
İlk yazım blogun açılış amacını, ne yapmak istediğimi anlatan bir yazı olmayıp bir merhabaydı sadece. Vakit bulduğum ilk anda Jazzettanka benzeri bir yazıyla bunu anlatacağım.
metin-thePoor demiş ki,
Eylül 17, 2006 6:20 pm
Fatih Konstantin Bey,
Light yorumlara ise hemen cevap virecem tabii kine!
fatih demir demiş ki,
Eylül 17, 2006 7:46 pm
Allah Allahhhh

Bu yazimizda “light” olarak nitelendirildi
Ben yine yaziyorum… oburlerininki light asil.. o kadar light ki gorulmuyor bile
Neyse yarindan tezi yok daha heavy yazilari kaleme almaktan baska bir caremiz yoktur…
Hurmetler Metin abicim
metin-thePoor demiş ki,
Eylül 17, 2006 8:15 pm
Muzmin Bey’den mülhem, YANLIŞ ANLAMA ALARMI, YANLIŞ ANLAMA ALARMI!
Fatih Bey, 2 ve 3 nümerolu cevapları lütfen alıcı gözle bir daha okuyunuz.
fatih demir demiş ki,
Eylül 17, 2006 9:21 pm
Bi daha okudum ve bu sefere de heavy bir yazi yazdigima kanaat getirdim
Demek ki insan tekrar tekrar okusa yeridir bazi seyleri…
Ben sahsen guccukkene coh kitap okur idim…
hatta gecen sene bile haftada en az 2 tene ingilazca kitap ohurdum..
Ama bu internet… ah bu internet….
Neyse bu sefere annamisam agam…. gusura galmayasin…
nicomedian demiş ki,
Eylül 18, 2006 1:22 pm
Küçükaydın’ın dönen ve çizgisel zaman tasarrufları konusunda pek sorun yok gibi. Hatta belki de bugün de çizgisel değil dönen bir zaman tasavvurundan söz edebilsek ne güzel olurdu derim ben, en büyük bilgenin doğa olduğuna inanan biri olarak. Ütopyanın kapitalizmle başladığı savına ise katılmak pek mümkün değil. O zaman Campanella’nın Güneş Ülkesi’ni, Thomas More’u ütopya saymayacak mıyız?
Bunları hariç tutup Marx’gillerden söz ediyorsa Küçükaydın o başka elbet ama bana komünizmi ütopya olarak algılamak nedense zor/lama geliyor… Çünkü güneş ülkesi çok güzel bir hayal (lisede felsefe öğretmeni sevgili Nahit bey Pulitzer’i elimden çekip Campanella’yı uzatmıştı da bir gençlik masalı gibi okumuştum; dilimde hala mükemmel tadı vardır); oysa komünizm bundan çok daha fazlası.
Bu arada yeni blogunuzu çok beğendiğimi söylemek isterim.
Selamlar.
metin-thePoor demiş ki,
Eylül 18, 2006 1:33 pm
Merhaba! Size nasıl hitap etsem acaba? “Nicomedian Hanım” desem bi tuhaf olacak, “Sayın Nicomedian” desem hiç sevmediğim bir dilde (Ecoca) konuşmuş olacağım (”sayın”). Bana yardımcı olunuz lütfen! (İlginiz ve beğeniniz için teşekkür ederim bu arada.)
Sözlerinize itiraz etmem için esaslı bir neden bulmam zor. Bu blogda, diğerindeki gibi yorumlara -içerik bazında- birebir cevap vermek yerine, onlardan da yola çıkarak yeni yazılar üretmeyi daha doğru bulduğum için bu cümleyle yetineceğim şimdilik.
Her zaman değerli katkılarınızı beklerim. Sağolun.
nicomedian demiş ki,
Eylül 18, 2006 3:01 pm
“Nicomedian Hanım” makul görünüyor. Ziyaretçiniz olacağımdan emin olabilirsiniz.
metin-thePoor demiş ki,
Eylül 18, 2006 3:22 pm
İlk cümlenize peki. İkinci cümlenize de çokça teşekkür!