Yokülkenin sonu? Yok devenin başı!

Ütopyaya sanırım bir dönem düşülke dendi -öztürkçe kaygısıyla. Ben bu “düşülke”yi doğru ve yeterli bulmadığım için kullanmadım pek. Üstelik öztürkçeye alerjim de var, Jazzetta’da çeşitli vesilelerle buna değinmiş idim.

*

Her neyse, konumuz bu değil. Sorasım şu ki, günümüzde ütopyaya yer var mıdır? Komünizm “son ütopya” mıydı, ya da “tarihin sonu”ndan mülhem, “ütopyanın sonu” mudur yaşadığımız? Modern anlamda 16.-19.yüzyıllar arasına tekabül eden seküler yahut dinsel ütopya düşlemeler, yerini nihayet düşlemeden öteye, gerçekleştirme çabasına dönüştükten sonrası korkunç bir düşkırıklığı oldu da ondan mıdır yoksa ütopyadan vazgeçmekliğimiz?

*

Eğer öyleyse yazıktır bugüne, bugünün insanına. Artık dünyayı değiştirme ülküsüne, heyecanına, coşkusuna yer yok. Enayiliğin lüzumu yok. Nazar etme ne olur, çalış senin de olur! Neyin mi olur? Paran, pulun, malın, mülkün elbette! Paraca zenginleşen düşçe, mutlulukça, anlamca yoksullaşır mı desek ne? Paranın tiranlığını ilan ettiği yerde ütopyaya gerek duyulmaz mı yoksa? Bu mudur yani? Saçmalıyor muyuz yoksa bu sorularla?

*

Bendeniz bir zamanlar bir yokülkenin hayalini kurardım –şimdi doğru yeri bulmaktadır işte; sözümüzün hilafına biz buna “düşülke” diyelim-; öyle bir düşülkeydi ki bu, orada Güneş Ülkesi (Civitas Solis)”,  “Ütopya”, hatta 25 asır öncesinde yazılmış “Devlet” gibi kitapları okuyanlar, elinde veya evinde bulunduranlar “düzen bozucu”, “anarşit”, “gomonis” diye içeri tıkılmıyordu, tıkılmazdı! (Kelimelerde imla hatası yoktur genç okurcuğum; “sahip”lerin dili dönmüyordu!) Hayal kurmak, düşlemek serbestti; bozgunculuk sayılmazdı.

*

Çok şükür Soğuk Savaş dönemi sona erdi de düşünme yetisini henüz yitirmemiş “anormal” vatandaşlarımızın üzerine artık komünistlik yaftası yapıştırılmıyor diyeceğim ama, bu kez de başka yaftalar tedavülde. Yaftalar hiç tedavülden kalkmıyor, bu gidişle de kalkacağa benzemiyor zaten. Anlaşılan o ki, henüz ütopyanın miadı dolmamış.    

5 Yorum

  1. fatih demir demiş ki,

    Eylül 18, 2006 5:58 pm

    Gavurun neverland diye bir tabiri var. Masal gibi bir yer orasi. Cocuklar hep guluyor. Aglamak yasak orda. Ama yazilan ortam oyle degil. cocuklar hep agliyor, gulen kimse yok.
    Belki bu kurbaganin soguk suyun icinde yavas yavas pisirilmesi meselesi ile karsi karsiyayiz yine. sonra kelime sekil degistirip wonderland de olabiliyor. biraz daha fantastik birsey bu. Icinde cibildak 40 manken de yer alabiliyor. Kangrenden kesilmis bacaklari olan bir cocugun deliler gibi kosmasi da. Cizgifilmlerde ayi(moon) kocaman bir peynir yada cikolata, su bu gibi gormek gibi birsey bu…
    Gomunizmden de markstan da vaadedilmis topraklardan da asri saadetten de bozkurt yurdundan da vazgecen yok. Ama eskilerden bunlarin hepsini birden dinleyip ne dediklerini anlamaya calisan, bilgiye erisen bu kadar insan yoktu… Duyduklarina inanirlardi ve birseyde sabit kalirlardi…
    Belki o kadar farkli utopyalar oldu ki hepi topu 50 rakamin icinde 6 loto numarasinin bulunma ihtimali gibi cok sayida utopyalarimiz, dus ulkelerimiz oldu.
    Benim dus ulkemde vergi yok. Yol da yok. elektrik su da. Ama demin aklima geldi hastalanirsak geberip gidecez en azindan hastane icin biraz vergi toplasak diye dusundum ve yine dus ulkemin icine ettim (afedersiniz) :)
    ya iste boyle :))

  2. fatih demir demiş ki,

    Eylül 18, 2006 6:01 pm

    Bu arada benim dus ulkem tropik bir iklimde oldugu icin yollarin kapanmasi diye birsey sozkonus degil, belirtmek isterim :)

  3. fatih demir demiş ki,

    Eylül 18, 2006 6:03 pm

    Ya bi de bu kimin sarkisiydi hani oglan savasa gidiyo da kiza bekle beni diyo, geri gelicem, dunyada hicbir sinir cizgisi kalmayinca gelicem sana… simdilik vakit sorma bana… tadinda ihlamurlar cicek actigi zaman gibi soylenen bir sarki vardi…
    hatirlarsam birazdan yazarim :)

  4. fatih demir demiş ki,

    Eylül 18, 2006 6:23 pm

    Linkini de vereyim tam olsun…
    http://www.youtube.com/watch?v=c6PDA9Qmo-0

    Chris de burgh abimiz soyluyormus… yanik sesli bir yigittir kendisi :))

  5. oesx demiş ki,

    Ekim 15, 2006 11:42 am

    Birleşik Dünya Devleti Ütopyasıyla Atatürk

    “Baylar, bütün insanlığın görgü, bilgi ve düşünüşte yükselip olgunlaşması,Hıristiyanlıktan, Müslümanlıktan, Budizmden vazgeçerek yalınlaştırılmış ve herkes için anlaşılacak bir duruma getirilmiş, arı ve lekesiz, evrensel bir dinin kurulması ve insanların, şimdiye dek, kavgalar, pislikler, kaba istek ve eğilimler arasında bir bataklıkta yaşadıklarını kabul ederek, bütün gövdeleri ve usları ağulayan kötülük etkenlerini ortadan kaldırmaya karar vermesi gibi koşulların gerçekleşmesini gerektiren, ‘Birleşik Dünya Devleti’ kurma düşünün tatlı olduğunu yadsıyacak değilim.” Atatürk

    Bu alıntıyı Nutuk’tan Prof.Dr Abidin Kumbasar bir yazısında yapmış..bende ilk defa okudum..gercekten cok ilginc..

    http://www.gaykedi.blogspot.com/

Yorum Yapın