Boyutu değil işlevi…
Eylül 19, 2006 1:41 pm (Yokülkeye yolculuk)
“Gözün işlevi görmek değil, gözyaşı dökmektir.”
Distopya, geleceğe işaret ediyormuş gibi yaparak bugünü yerden yere vurmak değilse nedir! Distopya bahsi açıldıkta aklımıza gelip onu karıştıran, kamaştıran, kaşıntılandıran, titreten yazar ve yönetmenler ne demeye getirmiştir? O muhteşem huzursuzluğunun ve huysuzluğunun önünde saygıyla düğmelerimi iliklediğim büyük adam Cioran’ın dediğini demeye… Herkes bakabilir, bazıları görebilir, çok azı gözyaşı dökebilir. Geleceği bugünde görebilenler, işte o son gruptur: Gözyaşı dökebilenler.
…Derim. Söyleyiniz, doğru mu derim?
fatih demir demiş ki,
Eylül 19, 2006 2:38 pm
Distopya kelimesi her ne kadar luzumsuz bir kelime olsa da anti yada daha dogru ifadesi ile negatif-utopya olarak kelimeyi degerlendirirsek belki daha iyi yorum yapabiliriz. 4 kisi dusunuyorum. Yil 1950ler diyelim. Bunlar :
- Komunist utopyasi ile yasayan bir Amerikali
- Ulke Komunist olacak distopyasi ile yasayan McCarthy ve yandaslari
- Rusyada kapitalism utopyasi ile yasayan bir sporcu
- Kapitalizm distopyasi ile yasayan Komunist Rus liderler
Ben bu 4 kisiyi dusununce Utopya ile Distopya arasinda aslinda buyuk bir fark goremiyorum. Dogal olarak gozyasi dokenlerin gozyaslarinin samimiyetine her zaman inanilmasi gerektigine inanirim. Ama timsahlara dikkat de derim.
Yani hem dogrudur , hem de 180 derece obur tarafi olaraktan dogru degildir derim ben.
(1984′a Distopya derler emme ben 1984′a utopya diyen adami bizzat kendi gozlerimle gormus idim ama aglayamamis idim, gozume birsey kactigi ise dogru idi)
metin-thePoor demiş ki,
Eylül 19, 2006 2:52 pm
Daha sonra söyleyeceklerim saklı kalmak kaydıyla, distopyanın hiç de lüzumsuz bir kelime olmadığı kanaatimi belirteyim.
fatih demir demiş ki,
Eylül 19, 2006 3:21 pm
Benim bildigim kadari ile Utopya=Olmayan ulke yada bizimkilerin cevirisi ile dusulke manasina geliyor. Peki olmayan bir ulkenin ziddi manasindaki “distopya” kelimesi ne manaya gelir. Yani olmayan ulkenin ziddi nedir?
Gavurun Back-Formation diyerek anlattigi bir olay ile karsi karsiyayiz gibime geliyor.
Ama benim bilmedigim birseyi biliyorsunuz gibi bir his dogdu icime :))
Lutfen nedir hemencecik soyleyiniz, bugunun isini yarinlara birakmayiniz
metin-thePoor demiş ki,
Eylül 19, 2006 3:50 pm
“Distopya”yı John Stuart Mill’in kullandığı anlamda alıyorum: “Ütopyanın tersi” değil, “kötü bir yer” anlamında. Çünkü “dys-” (dis) ile “ou-” (u) değil, “eu-” karşıttır aslına bakılırsa.
Dolayısıyla, distopyanın bir gelecek tahayyülü/kurgusu olmayıp bugünün tasvir ve reddiyesi olduğu, bu öneklerle de onaylanmış olmakta -bir bakıma.
XSI demiş ki,
Eylül 19, 2006 10:08 pm
Yav siz yazinda ben distopya’nin ne oldugunu ögreneyim))
XSI demiş ki,
Eylül 19, 2006 11:55 pm
İyi geceler..
candan demiş ki,
Eylül 21, 2006 1:19 pm
sayın ahâli,
az önce aldığım bir emri yerine getirmek üzere huzurlarınızda bulunuyorum. yoksa blogeller’den köküm kazınabilir, sultanahmet meydanı’nda ibret-i âlem için başım gövdemden ayrılabilir efendim..
Haşmetmeapları.. Duayenimiz.. Sir Metin the-Poor Beyefendi Hazretleri (başka ünvan ne kaldı ya valla keser beni);
şu anda siz çok kıymetli okurcukları için, meşgûl durumdadır efendim. kendisinin aynı zamanda imar-iskân-yol-su-elektrik-köprü-bakım-onarım işleriyle ilgili çalışmaları da devâm etmekte olduğundan, kısa bir süre için aramızda bulunamayacaklarını, sağlık ve âfiyette olduklarını, grönland’a yapacağı resmi ziyâret sonrasında aramıza katılabileceklerini, sevgileriyle birlikte, bildirmemi emrettiler.
bu arada kendisinin, bizleri pek miskin görmüş bulunduğundan mütevellid, ‘’gelmeyeyim oraya, ner’de benim kızılcık sopam !!!’’ şeklinde ünlediği de bizzat kendi kulaklarım tarafından işitilmiştir efendim.
sayın ahâli ‘’ duyduk-duymadık ‘’ demeyin! peynir-ekmek yemeyin! ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin! ama ne yapın ne edin, Jazzetta ve U-Topos’un canlanması ve eski günlerine dönmesi için gereken bütün çabayı gösterin!
iş başına!
- ben de göstericem canım, kaçtığım falan yok
nicomedian demiş ki,
Eylül 22, 2006 2:16 pm
Gözyaşı dökmek, bugünü yerden yere vurmak… Aklıma nedense Hilmi Yavuz’un dünyayı algılamakla ilgili fikri geldi. Yanlış anlamıyorsam söylediklerini, dünyayı eksik algıladığımızı ve bu eksikliği ancak tüm duygularımızı harekete geçirerek tamamlayabileceğimizi söylüyordu. Acaba ütopya Hilmi Yavuz’un işaret ettiği anlamda bu “eksikliği” yazarın tüm antenlerini eksiksiz algılama amacıyla açıp kucağını tam bir cennetle (distopya ise cehennemle) doldurmaya çalışması olmasın. Belki ütopya aradığımız cennetse, distopya cehennemdir. Buradan bu cennetin ( ve cehennemin) yazar açısından zaten var olduğu gibi bir sonuç çıkıyor sanırım. Yani yazar tüm duyargalarıyla bunun varlığını hissetmiş, sevincini, mutluluğunu yaşamış, göz yaşını da dökmüş olmalı daha en baştan; belki henüz yazı aşamasına bile gelmeden. Neden olmasın? Cennet de cehennem de ütopya da distopya da bizleriz, bizim içimizde belki…
metin-thePoor demiş ki,
Eylül 22, 2006 3:53 pm
Sonra belki düzeltme, makyajlama, daraltma, genişletme yapma ihtiyacı duyabilirim ama olsun, acele bir cevap olsun:
AYNEN. Daha ne diyeyim!