“Hayal kurmak bireyden başlar, kişisel bir iş gibidir ilkin. Ancak Michel Foucault‘nun da belirttiği gibi en temelde insanın kendisi ile kurduğu ilişki, onun toplum, siyaset ve en nihayetinde dünya ile kurduğu ilişkinin dayanak noktasıdır. Bu durumda, hayal kurmak belki de en politik, en isyankâr, en devrimci kalkışmadır. Çünkü hayal kurmak, insanın kendi hayatıyla beraber tüm bir toplumun ve dünyanın da halihazırda süregiden durumundan hoşnut olmadığını, başka türlü bir hayat arzuladığını ve bu başta türlü hayat için mücadele ettiğini gösterir. İşte yaşadığımız dünya, şu anki ‘gerçeklik’ten memnun olup hayalleri ve farklılığı bastıranlar ile hayal kurup o gerçekliği çoğullaştırmaya çalışan, ‘olanı’, ‘olması gereken’ olarak kabul etmeyenler arasındaki bir mücadeleyle biçimlenmektedir.
Her mücadele gibi hayal kurmak da elbette bir emek işidir. Hayal kurmak, düşünmeyi, bizlere ‘gerçek’ olarak dayatılanı sorgulamayı, farklılığı ile var olmak için direnmeyi gerektirir.”
“Başka Dünyalar Mümkün [Bilimkurgu, Siberpunk ve Siyaset]“ adlı kitabı* derleyen K. Murat Güney‘in önsözünden alıntı yaptım. Kitabın ikinci bölümü, ütopya, distopya ve heterotopyalara ayrılmış. H.G.Wells‘in bir makalesi, “Mülksüzler” dolayımında Ursula Le Guin ve ütopyacılığına ilişkin olarak sırasıyla anarşist, marksist ve postyapısalcı (Foucaultyen) birer eleştiri ile bir de söyleşi var. Bu kitabı okumadıysanız okuyun derim.
(*) K. Murat Güney (der.), “Başka Dünyalar Mümkün [Bilimkurgu, Siberpunk ve Siyaset]“, çev: C. Özden, E. Çopuroğlu, F. Bozçalı, G. Pusar, Ö. Karakaş, U. Güney, Varlık Yayınları, 2007.